DİĞER KATEGORİLER

ŞEHİR VE ÜNİVERSİTE…

ŞEHİR VE ÜNİVERSİTE…-Kerim ÇINAR- Yeni Meram Gazetesi

İSLAM OYUNLARI 6
Üniversite yerleşkelerinin yeri ve konumu, şehirdeki sosyal-kültürel yerler ile olan ilişkisi eğitim almaya gelen gençlik için önemlidir. Üniversiteler tarih boyunca bulundukları coğrafi bölgelerde bilimsel eğitimi sürdürürken çevreye de katkı sağlamışlardır. Bu kültürel ve ekonomik katkı karşılıklı olmuştur. Öğrenci, eğitimi süresince her türlü durumda bu yerleşke konumundan yararlanır. Şehir ise, yeni gelen her öğrencinin getirdiği kültür özelliklerine göre arz da bulunmaya çabalayarak karma kültüre dönüştürdüğü eğitim ortamının gelişmesine katkı sağlar. Böylelikle eğitim asıl amaç olsa da şehre ekonomik ve kültürel katkısı olması ile birlikte karşılıklı bir beslenme kültürünün olduğu görülür. Kurum olarak üniversiteler, eğitim vermenin yanı sıra kültürel birikimin aktarıldığı merkezler olmuştur. Tarih boyunca üniversite yerleşim yerleri; mimari kimliği, bina büyüklükleri ve çevresindeki diğer binalarla kent kimliğine katkıda bulunmuşlardır. Anadolu’da tarihi kentlerde medreselerde, kütüphanelerde ve darülfünun gibi eğitim veren binalarda o kentin tarihi, kültürü, folkloru, inanç ve değerleri yaşatılıp aktarılmaya çalışılmıştır. Üniversite eğitimi almak için o şehre gelen gençler kompleks yapılı külliyelerde barınmış, yaşamış, kentle kaynaşarak kent içerisinde bilgi alışverişinde bulunarak üniversite eğitimi boyunca hem kente hem üniversiteye katkı sağlamıştır. Ülkemizde üniversite sayısı 206’ya ulaştı. Bu durum şehirleri etkiledi. Amaç neydi? Yeni üniversitelerin yerleri doğru muydu? Global dünyada kıta ülkelerinin oluşmasından sonra kentlerin geniş alanlara yayılması, ulaşımın kolaylaşması, teknolojinin artması ile üniversite binaları, 80’li yıllardan sonra kent dışında, kentten ayrı, kendi başına kampüs şeklinde planlandığı görülür. Kampüs yerleşim yerlerinin seçimi ve planlanması merkezi otoritenin kararları doğrultusunda yabancı ülkelerden de etkilenilerek yapılagelmiştir. Yeni kampüs anlayışı, dünyada olduğu gibi ülkemizde de yaygınlaşarak şehir merkezlerinin en uzak noktasında, niteliksiz, pek çok doğal çevreden ve altyapıdan yoksun yerlerde konumlandırılmıştır. Büyük araziler üzerinde planlı ya da dağınık olsa da birbirine ulaşımı zor, birbirinden kopuk fakülteler şeklinde kampüslerin oluştuğu görülmektedir. Ortaya çıkan kampüs yerleşkesindeki üniversiteler, kentten tamamen soyutlanmış, duvarlarla tecrit edilmiş, kendi kendine yetinmeyi hedeflemiştir. Kent merkezinden ayrı olarak bulunduğu yeri geliştireceği düşüncesi ile kasabalara meslek yüksekokulları açılmıştır. Ancak bu meslek yüksekokulları da kasaba merkezinin dışında kalmıştır. Şehir dışından üniversiteye gelen gençler, kampüs içinde eğitimini alarak kentin kültürünü tanımadan, geleneklerini ve folklorunu öğrenmeden, yöresel yemeklerini yemeden, yerli halkla tanışmadan ve karışmadan memleketine dönmektedir. Asıl amaç gençleri ders için kampüslerde bir araya getirmek midir, yoksa aynı zamanda kentle bağ kurmalarını sağlamak mıdır? Sınırları duvarla belirlenmiş, korunaklı olduğuna inandırılan kapalı alanda ne kadar meslek eğitimi verilebilir? Zamanla görülüyor ki şehir ve üniversite kopukluğunun sonucu olarak kent, yaşayan organizma gibi üniversiteye doğru gelişerek üniversite yakınında yeni yerleşim yerlerinin doğuşuna neden oluyor. Bu ilişki dolayısıyla yeni yerleşim merkezlerinin oluşmasını zorunlu olarak ortaya çıkarıyor. Peki şehir mi üniversiteyi biçimlendirir, üniversite mi şehri? Yoksa karşılıklı mıdır? Yeni semtler, üniversite çevresinde kentten kopuk, ilişkisiz ve iletişimsiz bir kent oluşmasına neden oluyor. Sonradan olma bu yerleşim yerlerinde kentin, bölgenin kültürel değerlerini taşımayan, geçmişi olmayan, sonradan oluşan, adı tanımlanamayan yerleşimlerin oluşmasına neden oluyor. Kent sorumluları, siyasiler, kent yöneticileri, sosyologlar, üniversitedeki akademisyenler ve öğrenciler bu durumun farkında mıdır? Bununla ilgili çabaları var mıdır? Sonuç olarak Mimar Turgut CANSEVER ’in de dediği gibi “Şehri imar ederken nesli ihya etmeyi ihmal ederseniz; ihmal ettiğiniz nesil, imar ettiğiniz şehri tahrip eder.” Sağlıcakla kalınız…