DİĞER KATEGORİLER

KUŞ EVLERİ…

KUŞ EVLERİ…- Kerim ÇINAR- Yeni Meram Gazetesi

İSLAM OYUNLARI 6

Türklerin yüz yıllar öncesinde yaşam biçimi olan konar-göçerlik; onların hayata bakış tarzlarını etkilemiş, kendi yaşadıkları sıkıntılardan dolayı “halden anlama” duygusunu geliştirmiştir. Türk milleti İslamiyet’in de etkisiyle asırlardır yaratılan her şeye merhamet ve sevgiyle bakmış, yerdeki karıncadan gökteki kuşa kadar tüm canlıların yaşama hakkına saygı duymuştur.

Kalbinde merhamet olmayana cennet yoktur.” Hz. Muhammed

Günümüz ben merkezci yaşamın aksine, asırlar öncesinden sahip olduğu asil kültüründen öğrenerek gelen nahif ruhlu bu insanlar, diğer canlıları da yaratandan ötürü hoş görme, merhamet ve sevgi gibi duygularla korumayı bilmişlerdir. Konar- göçer olarak yaşamlarını devam ettiren kuşları korumak için de barınaklar ve yuvalar yapmışlardır. Bunun en güzel yansımalarından biri ise, “kuş evleri” dir.

Dağlara buğdaylar serpin. Müslüman ülkede kuşlar aç demesinler.” Hz. Ömer

Türk milleti için kuşların her birinin ayrı bir önemi ve değeri bulunmaktadır. Kumrular aşkı ve sevgiyi temsil ederken, kırlangıçlar yuva yaptıkları damları yangından koruduğuna inanılmaktadır. Leyleklerin her sene Mekke'ye hacca gittiğini, yalıçapkınlarının ise insanların ruhlarını cennete taşıdığı düşünülmektedir. İşte bu yüzden insanlar, bu kuşları hem minnet hem de Allah sevgisiyle korur ve beslerler. Kuşlar ise evleri, mezarlıkları, denizi ve doğayı canlandırırlar.

Kuşlar sevdanın gökyüzüne kanatlanmış halidir. Kuşlar kanatlarıyla, insanlar ise umutlarıyla yükselir…!

Türk kültüründe de İslam dininde de kuşlar önemlidir. Kuşa bakmak “sevap”, kuş yuvasını dağıtmak “günah” olarak görülür. Harcına “sevgi ve merhamet” katılarak yapılan kuş evleri ya da diğer adıyla serçe sarayları; daha çok serçe, saka, kırlangıç gibi küçük kuşlar için inşa edilmiştir.

Kuş evlerinin geçmişi çok eskilere dayanmaktadır. Anadolu’daki ilk kuş evi örneklerine 13. Yüzyıldan kalma yapılarda rastlandığı bilinmektedir. Osmanlı mimarisiyle en güzel örneklerine rastlanan bu minik evlerin yapımı 19. yüzyıla kadar devam etmiştir. Kimi kuş evleri bir oyuk şeklindeyken bazıları da minyatür saraylar, camiler şeklinde yapılmıştır. Kuş evleri yalnızca kuşlara değil, binalara da fayda sağlamıştır. Kuş evlerine sığınan kuşlar, ana bina içlerine girmez ve binayı kirletmezler. Kuşların dışkıları ise kuş evlerinin altındaki çukurlarda toplanmıştır.

Osmanlı’da cami, medrese ve hanların cephesinde; ahşap, taş ve tuğladan işlenerek inşa edilen, rüzgâr almayan ve güneşe bakan en önemli köşesinde mimari değeri ve estetiği olan kuş evleri yapılmıştır. Serçe, güvercin ve kumru gibi kuşlara barınak olarak düşünülmüştür. Kuşlardan faydalanma amacı güdülmeden yalnızca onları korumak için yapılan kuş evleri, bu yönüyle diğer kültürlerdeki kuş evlerinden ayrılır.

Türk-İslam mimarisi eserlerinde “kuş evleri” sıkça görülmektedir. İstanbul'daki kuş evi örneklerini; Sultan Üçüncü Mustafa Türbesi, Üsküdar Valide Sultan Camisi, Üsküdar Ayazma Camisi, Kara Mustafa Paşa Medresesi, Amcazade Hüseyin Paşa Medresesi, Seyyid Hasan Paşa Medresesi, Ragıb Paşa Mektebi, Sultan 1. Mahmud Mektebi, Sultan 1. Mahmud Kütüphanesi, Taksim Maksemi, Eminönü Yeni Cami, Eyüp Sultan Camisi, Bali Paşa Camisi gibi eserlerde görmek mümkündür. Sadece İstanbul’da değil, batıda bugünkü Arnavutluk’tan doğuda Van’a kadar bu kuş evleri görülmektedir.

Antik Mısır kültüründe de kuşların önemi büyüktür. Antik mısır mezarlarında mumyalanmış İbis kuşu örnekleri bulunmaktadır. Bu kuş türünü eski Mısır halkının inanışına göre Mısır Tanrısı Thoth’a kurban ettikleri bilinmektedir. Antik Mısır hiyerogliflerinde de kuşlara sıklıkla rastlanmaktadır.

Bugün Arap ülkeleri arasında sözde liderlik iddiasında bulunan Mısır’da halen, kırsal yerleşim yerlerinde evlerin tepesinde konik biçimde kuş evleri sıklıkla görülür. Kasaba ve köylerde taş ve kerpiç gibi yerel malzemelerden yapılmış kuş evleri vardır. Yuvaların üzerinde, kuşların tüneyeceği ahşap çubuklar ve yuvaya girmek için delikler bulunur. Kuşlar, tahta çubuklar üzerinde tüner, yuvasında da yumurtlar, yemini yer ve ürer. Mısır halk kültüründe geleneksel düğün yemeğinde önemli bir yeri olan “kuş dolması” yemeği çok popülerdir. Yöresel düğünlerde ve evlerde önemli misafirlere ikram olarak sunulan bu yemek geleneksel görgüden geliyor. Mısır’da güvercin türü kuşlar daha çok yemek için beslenip üretiliyor ve tüketiliyor. Kuşların dışkısı da tarımda gübre olarak kullanılıyor.

Bir milletin büyüklüğü ve ahlaki gelişimi, hayvanlara olan davranış biçimi ile değerlendirilir…” M. Gandhi

Günümüzde ise, bu zarif ve şaheser mimari eser kuş evlerine ne yazık ki yenileri eklenmiyor. Bugün bizler, kullandığımız binalarda kuşları istemez hale geldik. Kuşlar etrafı pisletiyor diye, bina cephelerinde ve sövelerde kuş kovucu dikenli teller yerleştiriliyor.

Biz insanlar kuşların yaşam alanlarını işgal edip yuvalarına yerleştiğimiz yetmedi onları da yerlerinden kovar hale geldik. Kuşlar için bir şey yapmak yerine, doğanın onlara sunduğu yaşam alanlarını ve doğal yuvalarını bile bozar olduk.

Görgülü kuşlar, gördüğünü işler…” Peki bizim görgümüz neydi…? Gördüğümüz neydi…?

Her kuş kendi cinsiyle uçtuğu gibi her insan da kendi benzerine ısınır. Ortak noktaları olmayan kişiler bir süre birliktelik gösterseler bile sonunda ayrılmak zorunda kalırlar.” İmam-ı Gazali

Kuş evleri olmalı evlerin dış duvarları, Kanatlanmalı çocuklar gülüşünce… Dış evleri kış olsa da duvarın, İç evinde yaz güneşi doğmalı, Kuşları da ısıtır mutluluk…” M. Z. Saçlıoğlu

Saygılarımla…