DİĞER KATEGORİLER

Kur’an’dan Rahmet Esintileri: On Altıncı Cüz (1)

Kur’an’dan Rahmet Esintileri: On Altıncı Cüz (1)-Hüseyin Toptaş-Yeni Meram Gazetesi

İSLAM OYUNLARI 6
(Resûlüm!) Biz Kur'an'ı, sadece, onunla Allah'tan sakınanları müjdeleyesin ve şiddetle karşı çıkan bir topluluğu uyarasın diye senin dilinle (indirilip okutarak) kolaylaştırdık.” (Meryem 96-97) Ameli boşa gidenler “(Ey Muhammed!) De ki: "Amelce en çok ziyana uğrayan; iyi iş yaptıklarını sandıkları halde dünya hayatındaki çabaları kaybolup giden kimseleri size haber verelim mi?" (Bunlar;) iyi işler yaptıklarını sandıkları halde, dünya hayatında çabaları boşa giden kimselerdir. İşte onlar, Rablerinin ayetlerini ve O'na kavuşmayı inkâr eden, bu yüzden amelleri boşa giden kimselerdir ki, biz onlar için kıyamet gününde hiçbir ölçü tutmayacağız. İşte, inkâr ettikleri, ayetlerimi ve resullerimi alaya aldıkları için onların cezası cehennemdir. Şüphesiz, inanıp yararlı işler yapanlara gelince onlar için, içlerinde ebedi kalacakları Firdevs cennetleri bir konaktır. Oradan ayrılmak istemezler.” (1) İnsanlar, davranışlarını; ya Rablerinin rızasını kazanma yolunda belirler, çaba sarf ederler ya da Rabbin rızasını bir kenara bırakıp sadece dünyevi menfaat elde etmek için gayret gösterirler. Dünyevi menfaatler için çalışanlar elde etmek istedikleri tüm maddi kazançlara, makam ve mevkilere sahip olabilirler. Makam ve mevkilerinin, zenginliklerinin kazandırdığı sosyal statüleri ile insanlar yanında üstünlük taslayabilirler. Ahiret hayatı dikkate alınmadan elde edilen başarı ve kazançların sağladığı statülerin ebedi alemde hiçbir karşılığı olmayacaktır. Hz. Peygamber’in hadisinde de bu hususa işaret edilmiştir: “Kıyamet gününde şişman ve iri cüsseli nice adamlar gelir ki Allah katında sivrisineğin kanadı kadar ağırlığı yoktur. (İsterseniz) ‘Biz kıyamet gününde onların amellerine değer vermeyeceğiz’ ayetini okuyunuz” (Buhari) Rabbine kavuşmayı uman yararlı bir iş yapsın “De ki: "Rabbimin sözlerini yazmak için denizler mürekkep olsa ve bir o kadar da ilave etsek (denizlere deniz katsak); Rabbimin sözleri tükenmeden önce denizler tükenirdi." De ki: "Ben de ancak sizin gibi bir insanım, (Ne var ki) bana, ‘Sizin ilah'ınız ancak bir tek ilâhtır" diye vahyolunuyor. Kim Rabbine kavuşmayı umuyorsa yararlı bir iş yapsın ve Rabbine ibadette kimseyi ortak koşmasın." (2)   Hz. İsa’nın beşikte konuşması Hz. Meryem ve onun Hz. İsa’yı (AS) dünyaya getirmesi ile ilgili ayetler, Meryem suresi 16-34 de ayrıntılı bir şekilde anlatılır. İffetin sembolü olan Hz. Meryem gebe kalınca uzak bir yere çekildi ve  “Keşke bundan önce ölseydim de unutulup gitmiş olsaydım!” dedi. (3) Hz. Meryem kucağında çocuğu ile halkının yanına gelince onlar şöyle dediler: “Ey Meryem! Çok çirkin bir şey yaptın!”  “Ey Harun’un kız kardeşi! Senin baban kötü bir kimse değildi. Annen de iffetsiz değildi.” Bunun üzerine (Meryem, çocukla konuşun diye) ona işaret etti. “Beşikteki bir bebekle nasıl konuşuruz?” dediler. (4) Hz. İsa, Meryem’e gelenlerin sordukları suallere beşikten şu cevabı veriyor: “Çocuk şöyle dedi: «Ben, Allah'ın kuluyum. O, bana Kitab'ı verdi ve beni peygamber yaptı.» «Nerede olursam olayım, O beni mübarek kıldı; yaşadığım sürece bana namazı ve zekâtı emretti.» «Beni anneme saygılı kıldı; beni bedbaht bir zorba yapmadı.» «Doğduğum gün, öleceğim gün ve diri olarak kabirden kaldırılacağım gün esenlik banadır.» Hakkında şüpheye düştükleri hak söze göre Meryem oğlu İsa işte budur.” (5) Ayetlerde yapılan bu açıklamaya göre; yüce Allah onu insanlara yararlı kılmış, kendisine yaşadığı sürece namaz kılmayı, zekât vermeyi emretmiş, ana-babasına karşı hayırlı bir evlat olmasını, soydaşlarına karşı alçak gönüllü olmasını buyurmuştur. Demek ki, onun da herkes gibi süresi belirli, sınırları çizilmiş bir ömrü vardır. O da herkes gibi ölecek ve sonra yeniden diriltilecektir. Yüce Allah gerek doğduğu, gerek öldüğü ve gerekse yeniden diriltileceği gün esenliği, güveni ve gönül huzurunu ona yoldaş kılmıştır. Kur’an’ı anlamak ve onunla amel etmek temennisi ile… -----