DİĞER KATEGORİLER

KÖY ODASI…

KÖY ODASI…-Kerim ÇINAR- Yeni Meram Gazetesi

İSLAM OYUNLARI 6
Anadolu’nun köylerinde, maddi imkânı olan aileler tarafından misafirleri konuk etmek için yapılan tek odalı mekanlardır. Köy odası; yaptıran kişinin evinden bağımsız, müştemilat ve avlunun bir kenarında, han ve kervansaraylardan hariç köyler arası ulaşımda konaklama amacıyla yapılır. Yolcunun ya da misafirin rahatça görebilmesi amacı ile köy evlerinden yükseğe konumlandırılır. Yörenin yapı malzemeleri ve yapı tekniği ile yapılır ve geleneksel mimari karakterlerini iç ve dış mekânda taşır. Giriş bölümünde, oda ve dış alanı bağlayan giriş holü vardır. Bu mekânda dışarıdan gelen yiyecekler ve gereksinim duyulan diğer eşyalar vs. bırakılır, dış alanda ayakkabılık da yer alır. Köy odası; içerisinde misafirin ihtiyacını karşılamak üzere gusülhane, dolap içinde yatak-örtü vb. her tür donanımı barındıran bir mekandır. Köy odalarının giderleri, köy odası sahipleri tarafından karşılanır. Odası olan aileler köyde namı ile anılır. Hiçbir beklenti olmaksızın ücret almadan konukların ağırlandığı bu odalarda, kimi zaman yokluğa rağmen en iyi yemekler hazırlanır. Köy odası sahipleri bu odalara kendi evlerinden daha çok özenir. Konaklayacak olan kişiler odanın kapısının gece gündüz açık olduğunu bilir, hiç kimseye bir şey sormadan odaya girer ve yerleşir. Odanın sahipleri de misafirin geldiğini gördüğü zaman odaya gelip misafirle ilgilenir, ihtiyaçlarını karşılar ve gerektiğinde de gece misafirle birlikte kalır. Köy odaları, misafir olmadığı zamanlarda da köy eşrafının bir araya gelerek sohbet ettiği mekanlardır. Sosyal ilişkilerin güçlendirildiği, bayramlaşmanın yapıldığı bu mekânda büyükler anlatır, küçükler dinler. Daha çok kış aylarında kullanılan köy odaları, köy içinden ve dışarıdan gelenlerin konakladığı mekanlar olup sosyal ve kültürel değerlerin gelecek kuşaklara aktarılmasında etkin rol oynamıştır. Köyden kente göçten sonra, hızlı ulaşımın da etkisiyle köy odalarında konaklamaya ihtiyaç kalmamıştır. Konuklar olmadığı için köy odaları, oda sahipleri tarafından başka amaçlar için kullanılmış, ya da kullanılmayarak yıkılmaya mahkûm edilmiştir. Günümüzde kullanımda olan köy odası pek kalmamıştır. Değişen yaşam şartlarıyla birlikte, günümüz konutlarında en büyük oda “misafir odası” olarak belirlenmiştir. Bu misafir odaları ya da diğer adıyla salonlar; gelen misafirler için ayrılan, en pahalı mobilyalarla, avizelerle, halılarla ve tablolarla süslenmiş olan gösteriş mekanları haline gelmiştir. Salonlar gösterişli ve konforlu olmasına rağmen kullanım amacı kısıtlı, kapısı kapalı ve hatta çoğu zaman kilitlenmiştir. Günümüz koşullarında ailenin yaşam alanlarında her şey tanımlanmış, aile üyelerinin gelir durumuna göre odaların rengi ve biçimiyle farklı konfor alanları oluşturulmuştur. Gösteriş ya da huzurun yakalanmaya çalışıldığı bu mekanlar; mekân mı insanı biçimlendirir, insan mı mekânı? Türk-İslam kültüründe önemli yer edinen “Tanrı misafiri” kavramı misafire verilen değerin önemli bir göstergesidir. Misafir, Tanrı’nın bir emanetidir. Ancak şu an “Misafir Ağırlama” geleneğinin adı varsa da kimse misafiri kabul etmemekte, misafir olmak da istememektedir. Çünkü kimse bireysel konforundan ödün vermek istememektedir. Günümüz misafiri asla habersiz gelemez, önceden arar ve müsaade alarak kabul edilmeyi bekler. Çünkü onu ağırlayacak ev sahibi, günün koşulları çerçevesinde her zaman yorgundur ve yoğunluk içerisindedir. Halbuki insanın kendisi hali hazırda yeryüzünde geçicidir, emanettir ve misafirdir. Mekanlar, evler büyüdü ancak insani ilişkilerin sosyal boyutu küçülmüştür. Güvenlikli siteler, insanı her türlü yabancıdan uzakta tutar hale getirmiştir. “Bereket” olarak görülen misafir ağırlama, “eyvah misafir geliyor” haline dönmüştür. Misafir ağırlama, kültürel değerden çok, tüketim kültürünün bir parçası olarak, ne kadar varlıklı yaşamları olduğunun görüntüsünü sergileme yarışı haline gelmiştir. Kültürel yozlaşma sonucunda kendine yabancılaşan insanın diğer insanlara karşı yabancılaşması da oldukça doğaldır. Dolayısıyla insan, giderek kendinden başkasını düşünmeyen bencil bir varlık haline gelmiştir. Neydi bunun sebebi? “Misafir” diye bir değer vardı, nereye gitti bilen var mı? Gönlünüzün misafiri olabilmek dileğiyle…