DİĞER KATEGORİLER

İstanbul Sözleşmesi yaşatır mı öldürür mü?

İstanbul Sözleşmesi yaşatır mı öldürür mü?-Medine EKMEKÇİ-Yeni Meram Gazetesi

İSLAM OYUNLARI 6
Gün geçmiyor ki kocası ya da yakınları tarafından darp edilmiş, dayak atılmış hatta öldürülmüş kadın haberleri duyulmasın! Kur-an’ın tabiriyle ‘Kavvam’ olan erkeğe emanet edilmiş kadınların, koruyucuları tarafından itilip kakılması, masum gül yüzlerinin tanınmayacak hâle gelip renk değiştirmesi hepimizin içini acıtıyor, yüreğimizi kanatıyor… ‘Dayağı kadının sırtından, çocuğu karnından eksik etmeyeceksin’ gibi şiddet içerikli nahoş sözleri atalarımızın söylediğini düşünmüyorum. Şiddeti sergileyenler de ahlak ve eğitim yetersizliğinin, yoksulluğun, ilaç kullanımının, parçalanmış aile veya bozuk aile ilişkilerinin, işsizliğin, arkadaş grubu baskısının, öfke kontrolü sağlayamamanın etkili olduğu hepimizin malumu. Kadına şiddet her toplum da maalesef hep var olmuş. Uzmanlar ‘eşini döven erkekler çocukluklarında benzer olaylara tanık oldukları için şiddete başvururlar’ diyor. Yani şiddeti uygulayan da şiddet mağduru. Bu erkeklerin çoğunun; iletişim yeteneği olmayan, saygısı olmayan, ruhsal gelişimini tamamlamamış kişiler olduğunu diyebiliriz. İstanbul Sözleşmesiyle toplum ikiye ayrılmış durumda. Bir grup sözleşmenin yaşatacağını söylerken, diğer bir grup da sözleşmenin ailenin temeline konulmuş bir dinamit olduğunu söylüyor. Ve herkesin kendisine göre haklı gerekçeleri var(!). Bir yandan kadın cinayetleriyle içimiz yanarken, bir yandan da sözleşme de geçen ' Kadının beyanı esastır’ maddesiyle nice masum erkekler hapse girerek mağdur olmuştur(!). Bu sözleşme değil kadını korumak aksine şiddetin artmasına vesile olmuştur. Kadın korunursa, aile korunur. Hükumetin bu bağlamda aklı selim düşünüp acilen toplumda ayrıştırma olmadan, bütünleyici bir düzenleme yapmalıdır… “Konuş ya Aişe ferahlayayım” diyen bir peygamberin ümmetiyiz. Yediğimizden midir, içtiğimizden midir bilemiyorum ama hangi ara bu hâle geldik diye sorguluyorum? Ne zaman insan merkezli yaşamayı öğreniriz, o zaman huzurlu bir toplum oluruz. Ne zaman insan odaklı çocuk yetiştirmeye gayret ederiz, o zaman merhametli bir toplum oluruz. Ne zaman kaybolan değerlerimizi bulmak için adım atarız, o zaman erdemli bir toplum oluruz vesselâm..