DİĞER KATEGORİLER

DOĞAL AFETLER İÇİN HALK EĞİTİMİ

DOĞAL AFETLER İÇİN HALK EĞİTİMİ- Adem ESEN- Yeni Meram Gazetesi

İSLAM OYUNLARI 6
Coğrafyamız doğal afetlerin çokça ve sıkça yaşandığı bir bölgedir. Depremler, seller, yangınlar ve diğer doğal afetler haberleşmenin geliştiği günümüzde neredeyse her gün hayatımızın içindedir. Birkaç ay önce Karadeniz bölgesinde sel afeti oldu. Son olarak İzmir’deki depremde yıkılan binalar sebebiyle bir haftaya yakın bir süre tüm medyanın konusu oldu. Ama binaların enkazı kaldırılınca kamunun gündeminden çıktı gibi... Vefat edenlere Allah rahmet eylesin, hepimizi afetlerden korusun. Bu konuda başta ilgili kurumlar olmak üzere halkımız hangi eksikliklerin farkına vardılar ve bunlar nasıl giderilecektir? Zira her afetten bir ders çıkarmak ve çözüm için çalışmak gerekir. 1992 Erzincan depremi üzerine doçentlik çalışmasını hazırlamıştım; depremin sosyo-ekonomik yapı üzerinde meydana getirdiği değişiklikler… O zaman bu çalışmayı, rahmetli Ahmet Mete Işıkara’ya takdim ettiğimde doğal afetlerle sosyal bilimcilerin ilgilenmemesini bu alanda eksiklik olduğunu ifade etti. Doğal afetler teknik elemanlarca değerlendirilmekte, ama hem afet öncesi, hem afetlerdeki arama, kurtarma ve acil yardımlar ile afet sonrası yeniden yapılanmayı bütüncül değerlendirmek gerekir. Bu çerçevede halk eğitiminin ve bilinçlendirmenin önemli bir yeri vardır. Afetleri müteakip yaşanan olaylar ele alınması gerekli konuların başında gelmektedir. Afetlerdeki psikoloji ayrı bir çalışma olmakla beraber, genel olarak izdiham olması veya insanların sıralarına riayet etmemeleri herhalde önemli bir meseledir. Afetler esnasında neden bir toplumda kargaşa olurken, benzer şartları yaşayan başka bir toplumda insanlar sıraya girmeye razı oluyorlar? Bunlar inançlarından mı yoksa eğitimlerinden mi kaynaklanıyor? Doğal afetlere karşı hazırlıklı olmak ve zararları en aza indirmek merkezi yönetim kadar yerel yönetimlerin de görevleri arasındadır. Nitekim 5393 sayılı Belediye Kanunun 14’ncü maddesine göre “acil yardım, kurtarma ve ambulans” mahalli ortak hizmet olarak sayıldığından belediyenin görevleri arasında yer alır. Aynı kanunun 53’nci maddesinde acil durum planlaması düzenlenmektedir. Bu maddeye göre; “Belediye; yangın, sanayi kazaları, deprem ve diğer doğal afetlerden korunmak veya bunların zararlarını azaltmak amacıyla beldenin özelliklerini de dikkate alarak gerekli afet ve acil durum plânlarını yapar, ekip ve donanımı hazırlar”. Madde, genel olarak belediyeye önemli görevler ve yetkiler vermiştir. Bu alandaki çalışmalar incelendiğinde, merkezi hükümetin AFAD ile önemli çalışmalar yaparken, bu kapsamda yerel yönetimler planlama ve bilinçlendirme faaliyetlerinde yeterli çalışmalarının olmadığı görülmektedir. Ülkemizde uluslararası standartlarda doğal afetler eğitimi veren bir yerel yönetim var mıdır? Merak ediyorum. Burada, beşikten mezara kadar tüm hemşehrilerine genel eğitim veren belediye kastediyorum. Böyle hizmetleri veren kurumlar Japonya’dan örnek alınabilir. Japonya afet eğitimi konusunda yerel yönetim düzeyinden ulusal düzeye kadar pekçok çalışma yapılmaktadır. Bu çalışmaların çoğu uzmanlarca uygulamalı olarak icra edilmektedir. Bir afet meydana geldiğinde, yerel yetkililer ve bölge sakinleri nasıl ve ne şekilde davranacaklarına dair pratik deneyime sahip olmadıklarında kafa karışıklığına ve başarısızlığa yol açmaktadır. Bu nedenle, Japonya'daki belediye, vilayet ve hükümet yetkililerini hedefleyen afet müdahale yeteneklerini geliştirmek için sistematik ve pratik eğitim sağlamak üzere "Afet Yönetimi Eğitim Merkezi” kurulmuştur. DMTC, eğitim ve öğretim programları sağlamak için Tokyo Üniversitesi ve ilgili iş sektörlerindeki araştırmacılar ve kuruluşlarla işbirliği yapmaktadır. Bu kurum hem Japonya hem de uluslararası toplum için uygun olan somut afet yönetimi eğitim ve öğretim sistemlerini araştırma, geliştirme ve standartlar koyma amaçlarını taşımaktadır. Ayrıca birçok şehirde afet önleme, zararlarını azaltma parkları kurulmuştur. Merkezi Kobe’de bulunan Asya Afet Azaltma Merkezi (The Asian Disaster Reduction Center, https://www.adrc.asia/) çalışmaları örnek alınabilir. Nitekim ülkemizde bu kurumda eğitim almış pek çok personel ovardır. 2006 yılında İçişleri Bakanlığı ve Jica projesi kapsamında 30 kadar belediye başkanı ve il özel idaresi genel sekreteri ile buradaki eğitimlere katılma imkanım oldu. Bu merkezlerde deprem, tsunami, yangın gibi herkesin maruz kalabileceği afetlerin simülasyonu yapılmakta ve sürekli olarak tüm halka eğitim verilmektedir. Japonya’daki depremlerden sonra da bazı sorunlar ortaya çıkmıştır. Mesela, Japonya’da 1995 yılındaki büyük Hanshin depreminde yerel yönetimlerin ve komitelerin afetle mücadele planları yetersiz kalmıştır. Bunun temel sebebi olarak da planlar hakkında bölge sakinlerinin yeterli bilgi sahibi olmamaları gösterilmektedir. Bizim kültürümüzde “hatırlatma, başa gelir” anlayışı hakimdir. Japonlar ise tüm halka afet eğitimini temsili (simülasyon) olarak vererek, afetleri her gün hatırlatmaktadırlar. Afetlere gafil olarak yakalanmak mı iyi, yoksa hazırlıklı olmak mı? tercih edilmelidir. Afet esnası ve yardım çalışmaları süresince yoğun bir keşmekeşlik yaşanmaktadır. Bu durumlarda belki eğitim verilecek ilk çalışma, insanın kendi tedbirini ilk olarak kendisi alması, sonra çevresiyle ilgilenmesidir. Böylece insan tedbirin, takdirle ilişkisini daha iyi öğrenmiş olur. Afetler sonrasında resmi kurumların, hükümetin veya muhalefetin aşırı vaatleri de olayları tetiklemektedir. Bu neden afetler üzerinden siyasi polemikler olumsuz yansımaktadır. Japonya’da kurulan afet eğitim merkezlerinin benzerlerini ülkemizde de büyükşehir belediyeleri kurmalı, üniversiteler, resmi kurumlar ve sivil toplum kuruluşlarıyla ortak çalışmalar yaparak afet zararlarının azaltılmasına öncülük etmelidirler. Yerel yönetimlerin afet önleme çalışmalarıyla ilgili olarak bakınız: Esen, Adem, “Ülkemizde Yerel Yönetimlerin Afet Önleme Faaliyetleri”. TBB İller ve Belediyeler Dergisi Eylül Ekim 2011 Sayı: 761-762. https://www.tbb.gov.tr/online/dergi/2011_Eylul_Ekim/