DİĞER KATEGORİLER

Buğdayın atası siyez mi, kavılca mı ?

Buğdayın atası siyez mi, kavılca mı ?- Muhammet Gümüş- Yeni Meram Gazetesi

İSLAM OYUNLARI 6
Geçtiğimiz hafta doğal organik ürünlerle alakalı sohbette bahsi geçen buğday konusunda çeşitli fikirler ortaya atılınca açıkçası bu konunun irdelenmesi gereken bir konu olduğunu düşünerek konunun muhataplarına sormak istedim. Sohbetimizde fikirlerin bir kısmı buğdayın atasının ağırlıkla Kastamonu bölgesinde yetişen siyez buğdayı olduğunu savunurken bir kısmı ise Kars bölgesinin kavılca ismiyle bilinen buğday olduğunu savundu. Türkiye’nin tahıl ambarı olarak bilinen ve ihtiyacın büyük bir kısmının karşılandığı şehrimizde ise böyle özelliklere sahip ürünlerin tohumlarının varlığı ve üretimi konusunda çeşitli bilgiler yer alıyor. Ama henüz sektöre yansımış derecede olmadığından duyulduk bilindik değil. Gelelim şimdi siyez ve kavılcaya. Bu konuyla alakalı yaptığım araştırmalarda iki fikrin de savunucularının ciddi derecede fazla olması dikkatimi çekti. Hatta son dönemlerde şehrimizde de görmeye alıştığımız buğday türlerinin görselleri ile yapılan ekmeklerin ve ürünlerin satışının yapıldığı duyurular vatandaşların konuya olan ilgisinin de derecesini göstermeye yetiyor. Yaptığım kısmi araştırmaya göre edindiğim bilgiler şöyle; “Türkiye'de bilinen iki adet genetiği değişmemiş GDO’suz buğday vardır. Birisi Kastamonu - siyez buğdayı, diğeri Kars-kavılca buğdayı. Bu iki tür yoğunluğu farklılık gösterse de ilginçtir ki Kars ve Kastamonu’da bulunabilmekte, başka bölgelerde rastlanmamaktadır. Bunun sebeplerinden biri evcil olmayan, genetiği ile oynanıp evcilleştirilmemiş olduğundan verimli olacağı yeri kendisinin seçmesiymiş. Kastamonulular Kars’taki kavılca buğdayına "çatal siyez" derken Karslılarsa Kastamonu siyezine kabuğu ince olduğundan çıplak manasına gelen "cıbıl arpa" adını vermişler. On binlerce yıl önceki hallerini muhafaza eden bu buğdaylar Antik Buğday Grubu olarak adlandırılıyor. Makine ile hasat edilemiyor. Kabuğu endosperminden zor ayrılıyor. Yani tane bütünlüğünü korumak için neredeyse savunma yapıyor. Araştırmalar ve incelemelere bakıldığında kavılca buğdayı 13 bin yıllık geçmişi ile genetiğini ilk günkü gibi muhafaza edebilmiş buğday türü olarak Kars bölgesinin soğuk ikliminde yetişiyormuş. Kabuğu kalın ve katmanlı, bu sebepten de gluten oranı normal buğday türlerine göre çok düşükmüş. Bunun yanında bazı kaynaklara göre 12 bin yıl, bazı kaynaklara göre ise 10 bin yıl önce kültüre alındığı ifade edilen siyezin ise bugün kullandığımız modern buğdayın atası olduğu belirtiliyor. Ve ilk olarak Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde Karacadağ’da kültüre alındığı düşünülüyor. Şu an ülkemizde en çok Kastamonu bölgesinde yetiştiriliyor, hatta Kastamonu siyezi olarak biliniyor. Bir de vahşi bir tür olduğu için çok dayanıklı. Hatta Kastamonulu köylüler siyez ile ilgili şöyle söylüyormuş: “Bu siyezi taşa atsanız çıkar.” Şimdi durum böyle ciddiyken bu buğdaylar neden bugüne kadar yayılıp bilinmediği sorusunu da cevap vereyim. Bu buğdayların kabuğunun sert olması ve işlenirken firelerinin çok olması ürünü cazip olmaktan çıkarmış. Ancak günümüzde değerinin anlaşılması ve ardından işlemedeki teknolojik gelişmeler buğday türlerini kıymetlendirmeye başlamış. Siyez mi kavılca mı ikilemine gelince ben şunu ifade etmek isterim; 'buğdayın atası hangisiydi' tartışmasını bir kenara bırakıp bu iki ata buğdayına da sahip çıkmamız, üretimlerini arttırarak ülkemizin tohum bankasını güçlendirmemiz gerektiğini savunuyorum. Köşenin özü şudur ki sadece bu kıymetli buğdayları evimize alıp mutfağımızda değerlendirmenin dışında, bunların üretilmesine destek olmak ve ata tohumlarımıza sahip çıkmak ülkenin evladı olarak hepimizin boynunun borcudur. Vesselam… Muhammet Gümüş mgumus@yenimeram.com.tr