DİĞER KATEGORİLER

BORÇ SARMALI VE SÖMÜRÜ

BORÇ SARMALI VE SÖMÜRÜ- Mustafa KAPLAN- Yeni Meram Gazetesi

İSLAM OYUNLARI 6

Osmanlı ilk dış borçlanmasını 1854 yılında Rusya ile yaptığı Kırım Harbi nedeni ile yapmıştır. Daha sonra da borçlanmalar devam etmiştir. 2. Abdülhamit tahta çıkınca devleti borç batağında adeta iflas etmiş halde bulmuş. Alacaklı devletler ile yaptığı müzakereler sonucunda borçların ana parasının bir kısmı ile faizlerin tamamını sildirmiş ve duyun-u umumiyeyi kabul edip devletin bazı gelirlerini borçlar bitene kadar alacaklı devletlere bırakmıştır. Bu şekilde de devlet iflastan kurtulmuştur. Tahtan indirildiğinde de devlet borçlarının üçte ikisi ödenmiş duruma gelmiştir. Yani hem devlet çarkı dönmüş hem de devletin borçlarının üçte ikisi ödenmiştir. 2. Abdülhamit tahtan indikten sonra gelen Osmanlı iktidarları döneminde alınan borçlarla birlikte Osmanlı borçlarını Cumhuriyet 1954 yılına kadar ödemiştir.
Cumhuriyet döneminde de önemli borçlanmalar yapılmıştır. Bu borçlanmalar özellikle de 1950 yılından itibaren yapılmıştır. Menderes ve Demirel’in ilk iktidar dönemlerinde alınan borçlar yatırımlara dönüştürülebilmiş. Özal’a kadar sonraki borçlanmalar ile alınan paralar koalisyonlar dönemlerindeki zayıf iktidarlar elinde adeta çarçur edilmiştir. Alınan borçlarla eski borçların faizleri ancak ödenebilmiştir. Demirel zamanında devlet 70 sente muhtaç olmuştur. Yine Demirel zamanında parasızlıktan akaryakıt alınamadığından devlet dairelerinde memurlar paltoları ile oturmuşlardır. 12 Eylül yönetimi ve Özal döneminde ekonomi biraz rayına girmiş sonraki iktidarlardan Erbakan dönemi hariç diğer iktidarlar zamanında ekonomi yine çok bozulmuş. Memur maaşlarının ödenmesi bile sorun olmuş. Avrupa’dan bir milyon dolar bulabilmek için kapı kapı dolaşılmıştır. Rahmetli Ecevit’in bu arayışlar sırasında ABD başkanı Bill Clinton’un karşısında adeta hazır olda bekleyen görüntüleri hala hafızalardadır. Erdoğan’dan önce olan ekonomik kriz iyice derinleştirmiş. Yüksek faiz düşük kur sarmalında ülkemiz sömürülmüştür. Bu ekonomik krizlerin çıkmasında dış güçlerin yani dışarıdaki tefecilerin ve içerideki faizci lobisinin rolü büyüktür. Dış tefecilerin başında elbette İMF ve Dünya Bankası gelir. İMF ülkemiz ekonomisine yön vermekle kalmamış, ülkemizin siyasal yapısına bile müdahale eder hale gelmiştir. Kemal Derviş’i de ülkenin başına bela eden dünya bankasıdır. Derviş yönetiminde ülke daha çok borç batağına batırılmıştır. Erdoğan’ın iktidara gelmesi ile dengeler değişmiştir. Erdoğan’ın temel ekonomik mantığı ve uygulaması düşük faiz yüksek kur politikasıdır. Döviz yani dolar ve Euro bugün yüksek yarın düşük olabilir. Dövizin yüksek olmasında ihracatçı kazanır, ithalatçı kaybeder. Sonuçta ithalatçı dışarıya dolar ödeyeceğinde Türk lirasına ihtiyacı vardır. Türk lirasını da Türk Devleti basar. Yani bizim merkez bankamız… İhracattan gelen dövizde ithalatçının ihtiyacını karşılamada yardımcı olabilir. Ya yüksek faiz… Dış güçler yüksek faizle içeriye para sokuyor yüksek paralar kazanıp ülkemizi sömürüyorlar. Diğer yandan faizin düşürülmesi için Erdoğan’ın çabası ülkemizin yüksek faiz düşük kur politikaları ile yaklaşık 180 yıldır sömürülmesine son verme gayretidir. Bunda da kararlıdır. Ekonomik ortamı da müsaittir. İhracat en yüksek seviyesine çıkmıştır. Ödemeler dengesi pozitif yöndedir. Yani devletin borçları azalmaktadır. Bu politikaları desteklemek ülkesini seven her vatandaşın milli görevidir.