DİĞER KATEGORİLER

AİLE KURUMU ÇATIRDIYOR

AİLE KURUMU ÇATIRDIYOR- Mehmet HANÇERLİ- Yeni Meram Gazetesi

İSLAM OYUNLARI 6

Bazı önemli konulardaki problemleri yazmak insanın hoşuna gitmiyor, işine gelmiyor. Ancak realitenin önüne de geçilemiyor maalesef. Bir bakıma ülkenin yakın bir gelecekte beka sorunlarını dillendirmek de bizlerin görevi. Önceki haftalarda Türkiye’mizdeki nüfus ile ilgili saptamalar yapmış idik. 1970’li yıllarda genç nüfusu ile Avrupa’ya karşı övünen Türkiye, şu anda 70’li yılların Avrupa’sı konumuna geldi.
Ey AB siz bizi egonuzu tatmin etmek için kapınızda bekletmeye çalışsan da bizler icraatlarımızla Avrupa Birliği’ne girdik. O zamanların yaşlı Avrupa’sı şu anda neredeyse “sekerat” konumuna geldi. Ülkeleri ilgilendiren yönetimsel ve idari kararlarda AB dinleniyor mu? İşte yanı başlarındaki Ukrayna’daki savaşta dahi Türkiye kadar etkin değiller. Zelenski yoldaş dahi Türkiye’den medet ummakta.
Dedik ya AB’ye uyum yasaları şurada dursun, biz girdik. Nüfus artış oranları ile nüfus artış hızını durağana geçirdik. Nüfustaki durağanlık ileride çok büyük sorunlar oluşturacak derken şimdi de evlenme ve boşanma oranlarında da problemler başladı.
15 yıl öncesine gittiğimizde Karatay’dan örnek vermek isterim. O zamanki istatistiklere göre evlenen her 100 aileden ilk 5 yıl içerisinde 14 çift boşanıyordu. Yüzde 14’lük bu rakam mahkeme kararı ile tescillenmiş bir rakamdı. O zaman yapılan bu istatistikte bu yüzde 14’lük rakam her yıl yüzde 1 oranında artıyor idi.
Bugünkü yazımızın konusu 2024 yılı boşanma rakamları. Konya’da ve Türkiye’de zirveye koşuyor. 2024 yılı içerisinde 568 bin kişi evlenmiş, 187 bin kişi boşanmış. Boşanma oranı yüzde 32,9 yani evlenen her üç çiftten biri boşanmış. Hem de mahkeme kararıyla. Peki, Konya’da durum nedir? 16 bin 717 çift evlenmiş 5 bin 379kişi boşanmış. Boşanma oranı yüzde 32,1 yani ülke genelinde olduğu gibi evlenen her üç çiftten biri mahkeme kararıyla boşanıyor. 15 sene önce yüzde 14 olan boşanma oranları yüzde 32’lerin üzerine çıkmış.
Asıl en önemli problemimiz gençlerin evlenmemesi. Orta yaş ve üzeri daha iyi bilir. Eskiden kızlarımız 18 yaşında erkeklerimiz de en geç askerden geldikten sonra evlenirdi. Bu yaş kızlarımızda 25, erkeklerde 30’u üzerine çıktı. Şimdilerde yaş sınırı kalktı olası bir tanışma ve akabinde elektrik alınırsa gençler evlenmeyi düşünüyor. Değilse herkes hayatını yaşıyor. Erkek olsun, kız olsun gençlerimiz ekonomik bağımsızlıklarını ilan edip sokaklarda sigaralarını tüttürdükten sonra AB’deki yaşıtları gibi evlenmeyi pek düşünüyorlar.
Bizim asıl sıkıntımız nüfus artışının durağana düşmesi değil, çocuk sayısının artırılması değil ki asıl problem gençlerin evlenmeye ikna edilmesi. Her şey, bütün uygulamalar bizi “beka” sorununa götürüyor. Gençler evlenmeyi düşünmüyor. Evlenenlerin üçte biri ayrılıyor. Ayrılmayanlar da çocuk sahibi olmuyor. 1950’li yıllarda en az 5 çocuk sahibi olunurdu. 1980’li yıllarda 3 çocuğa düştü. 2000’li yıllarda 2 veya 1 çocuk yeter deniliyor. Daha ilerisi ise fecaat. “Ben kendimi düşünürüm, ülke geleceğini kim düşünürse düşünsün, çocuk yapmayacağım.” Sözün bittiği yer.
Ekonomik verilerden midir yoksa hayatı doya doya yaşamak isteğinden midir bilinmez, herkes kendini düşünüyor. Eğer Doğu ve Güneydoğu’daki nüfus artışının katkısı olmasa durum daha da vahim. Dilimiz varmıyor ancak gidişat şu olmasaydı. Evlenmeyi lügatinden çıkaran gençler, bir araya gelip bir ev tutup ortak giderleri karşılayacaklar. Çocuk mu? Çok isteyen yapsın mantığında.
"Et-tekrârü ahsen velev kâne yüz seksen”
Tekrarda fayda vardır, yüz seksen kere yapsan bile.
Türkiye’de evlenen her üç kişiden biri boşanıyor. Nüfus da SOS veriyor!